Your Career Partner

İletişim

  • Ümit Mahallesi Seralar Bölgesi 8.Cadde No:123/5-6 Çankaya 06810 Ankara
  • neslihan.karaoglu@humanpartner.com.tr
  • 0.530.906 6164

Sosyal Hesaplar

İş Hayatında Motivasyon Eksikliği Ne Anlatıyor?

İş Hayatında Motivasyon Eksikliği Ne Anlatıyor?

Kariyerinde sıkışmış hissettiğinde, ilk soru genellikle şu olur:

“Nasıl yeniden motive olurum?”

Oysa bazen asıl soru bu değildir.

Bazen daha derinde başka bir soru vardır:

“Ben aslında neyi duymuyorum?”

Her şey dışarıdan yolunda görünüyor olabilir. Toplantılara giriyor, işleri yetiştiriyor, sorumluluklarını taşıyor ve gerektiğinde “hallederim” diyorsun.

Ama içeride başka bir ses vardır:

“Ben neden bu kadar yoruldum?”
“Neden artık eskisi gibi istekli değilim?”
“Neden küçük şeylere bu kadar tepki veriyorum?”
“Ben gerçekten burada ne yapıyorum?”

Çoğu zaman bu hissin adını hemen koyarız:

Motivasyonum düştü.

Peki ya mesele yalnızca motivasyon eksikliği değilse?

Belki de iş hayatında yaşadığın sıkışmışlık, uzun zamandır duyulmayan bir ihtiyacın sesidir.

Duygular sorun değil, sinyaldir

İş hayatında duygular çoğu zaman bastırılması gereken şeyler gibi görülür.

Öfkelenme. Kaygılanma. Kırıldığını belli etme. Güçlü dur. Profesyonel ol.

Oysa profesyonellik, hiçbir şey hissetmemek değildir. Profesyonellik; hissettiğin şeyi fark edip davranışını daha bilinçli seçebilmektir.

Çünkü duygu otomatik gelebilir. Ama davranış seçilebilir.

Bir toplantıda sözün kesildiğinde öfke yükselebilir. Bir geri bildirim aldığında kaygı oluşabilir. Emeğin görülmediğinde kırgınlık hissedebilirsin.

Bunlar seni zayıf yapmaz. İnsan yapar.

Asıl farkı yaratan soru şudur:

Bu duygu geldiğinde sen ne yapıyorsun?

Susuyor musun, sertleşiyor musun, geri mi çekiliyorsun, yoksa kendini daha çok mu zorluyorsun?

Duygusal zeka tam da burada başlar: Duyguyu fark etmek, düşünceden ayırmak ve davranışa geçmeden önce küçük bir seçim alanı açabilmek.

Tepkin bazen niyetini değil, içsel durumunu gösterir

Bazen en doğru cümleyi kurmamız gereken anda en yanlış tepkiyi veririz.

Sonra da kendimize kızarız:

“Keşke öyle demeseydim.”
“Keşke daha sakin kalsaydım.”
“Keşke kendimi daha iyi ifade edebilseydim.”

Ama çoğu zaman verdiğimiz tepki, gerçek niyetimizi değil; o an içeride olup biteni gösterir.

Belki çok yoruldun. Belki uzun zamandır duyulmadığını hissediyorsun. Belki sınırların aşıldı. Belki yaptığın işle değerlerin arasında mesafe açıldı.

Küçük bir olay, içeride biriken büyük bir duyguyu görünür kılmış olabilir.

Bu yüzden kendine sadece “Neden böyle tepki verdim?” diye sorma.

Bazen daha faydalı soru şudur:

“Bu tepki bana ne anlatıyor?”

Olay değil, olaya verdiğin anlam seni etkiler

Bir olay yaşarsın. Zihin hemen yorum yapar. Bu yorum bir duyguyu tetikler. Duygu davranışa dönüşür. Davranış da sonucu etkiler.

Örneğin toplantıda sözün kesildi.

Olay şudur: Sözün kesildi.
Yorum şu olabilir: “Beni önemsemiyorlar.”

Bu yorumun ardından kırgınlık, öfke ya da üzüntü gelebilir. Sonra belki susarsın, geri çekilirsin ya da sertleşirsin.

Oysa küçük bir farkındalık alanı açabilirsen, davranışın değişebilir:

“Sözümü tamamlamak isterim; çünkü bu noktanın karar için önemli olduğunu düşünüyorum.”

Bu cümle duyguyu bastırmaz. Ama duygunun seni yönetmesine de izin vermez.

Çoğu zaman bizi etkileyen yalnızca olayın kendisi değildir. O olaya verdiğimiz anlam, geçmiş deneyimlerimiz ve o günkü içsel durumumuz da hissettiklerimizi şekillendirir.

Bastırmak değil, regüle etmek

Duyguyu bastırmak “Bir şey yok” demektir.

Regüle etmek ise şunu diyebilmektir:

“Bir şey var. Bunu fark ediyorum. Ve şimdi nasıl davranacağımı seçebilirim.”

Bastırılan duygu kaybolmaz. Birikir. Sert bir mailde çıkar. Ani bir kopuşta çıkar. Tükenmişlikte çıkar. İsteksizlikte çıkar.

Bu yüzden amaç duyguyu yok etmek değildir. Amaç, onun davranışına nasıl yön verdiğini fark edebilmektir.

Kendini duymak için 3 kısa soru

Kendini duymak büyük ve uzun bir çalışma olmak zorunda değil. Bazen gün içinde birkaç dakikalık küçük duraklamalar bile yeterlidir.

1. Şu anda ne hissediyorum, ne düşünüyorum?

“Beni önemsemiyorlar” bir düşüncedir. Altında kırgınlık ya da öfke olabilir.
“Yetersizim” bir düşüncedir. Altında kaygı ya da utanç olabilir.
“Başaramayacağım” bir düşüncedir. Altında korku olabilir.

Düşünceyi gerçek sanmaya başladığında duygu büyür. Duyguyu fark ettiğinde ise davranıştan önce seçim alanı açılır.

2. Bunu bedenimde nerede hissediyorum?

Boğazında düğüm mü var? Göğsünde sıkışma mı var? Omuzların mı gerildi? Nefesin mi daraldı?

Beden çoğu zaman zihinden önce sinyal verir. Onu fark etmek, otomatik tepki vermeden önce durmana yardım eder.

3. Bu duygu bana hangi ihtiyacımı gösteriyor?

Öfke, sınır ihtiyacını gösterebilir.
Kaygı, netlik ya da güven ihtiyacını gösterebilir.
Kırgınlık, görülme ihtiyacını gösterebilir.
Yorgunluk, dinlenme, anlam ya da destek ihtiyacını gösterebilir.

Duyguyu düşman gibi görmek yerine veri gibi okumaya başladığında, kendinle ilişkin değişir.

Motivasyon eksikliği sandığın şey ne anlatıyor olabilir?

İsteksizlik her zaman tembellik değildir.
Yorgunluk her zaman sadece dinlenme eksikliği değildir.
Sıkışmışlık her zaman başarısızlık değildir.

Bazen motivasyon eksikliği sandığın şey, duyulmamış bir ihtiyacın işaretidir.

Belki takdir edilmeye ihtiyacın var.
Belki sınır koyman gerekiyor.
Belki artık aynı hedef seni heyecanlandırmıyor.
Belki daha anlamlı bir katkı arıyorsun.
Belki destek istemen gerekiyor.
Belki iş yapış biçiminle değerlerin arasında bir uyumsuzluk oluştu.

Bu yüzden kendine sadece şunu sorma:

“Nasıl daha motive olurum?”

Bazen daha derindeki soru şudur:

“Ben aslında neyi duymuyorum?”

Çünkü motivasyon çoğu zaman kendini daha fazla zorlayarak değil, kendinle yeniden temas kurarak geri gelir.

Son söz

İş hayatında sıkıştıysan, hemen kendini daha fazla zorlamaya çalışma.

Belki daha çok motivasyona değil, daha net bir iç sese ihtiyacın vardır.

Bazen kariyerde gerçek değişim, yeni bir hedef koymakla başlamaz. İçeride neyin duyulmak istediğini fark etmekle başlar.

Bugün kendine tek bir soru sor:

“Şu anda daha fazla motivasyona mı ihtiyacım var, yoksa kendimi gerçekten duymaya mı?”

Motivasyon eksikliği sandığın şey, bazen uzun zamandır duyulmayan bir ihtiyacın sessiz işaretidir.

- Neslihan Karaoğlu