Your Career Partner

İletişim

  • Ümit Mahallesi Seralar Bölgesi 8.Cadde No:123/5-6 Çankaya 06810 Ankara
  • neslihan.karaoglu@humanpartner.com.tr
  • 0.530.906 6164

Sosyal Hesaplar

İşini Sevdiğini Nasıl Anlarsın?

Kariyerinde Anlam Bulmanın 5 İşareti

Kariyerinde anlam, değerler ve kendinle kurduğun bağ üzerine

Bazen insan işini sevmediğini büyük bir krizle değil, küçük bir iç sıkışmasıyla fark eder.

Sabah işe giderken.
Bir toplantıdan çıkınca.
Bilgisayarı kapatıp eve dönerken.
Hatta başarılı göründüğü ya da takdir edildiği bir anda bile.

Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda olabilir. Bir işin, deneyimin, sorumlulukların, belki iyi bir pozisyonun ve düzenli bir gelirin vardır.

Ama içeride daha sessiz bir soru büyür:

“Ben bu işin içinde gerçekten var mıyım?”

İşini sevip sevmediğini anlamak, yalnızca mutlu olup olmadığını sorgulamak değildir. Çünkü işini sevmek; her sabah heyecanla uyanmak, hiç yorulmamak ya da sürekli motive hissetmek anlamına gelmez.

Sevdiğin bir işte de zorlanabilirsin. Yorulabilirsin. Sıkılabilirsin. Bazen uzaklaşmak isteyebilirsin.

Asıl mesele, bütün bunların ötesinde yaptığın işin sende bir karşılığı olup olmadığıdır.

Yaptığın iş değerlerinle temas ediyor mu? Güçlü yönlerini kullanmana alan açıyor mu? Merakını canlı tutuyor mu? Dünyaya sunmak istediğin katkıyla bir bağı var mı?

Ve belki de en önemlisi:

Bu işi yaparken kendinden bir iz görebiliyor musun?

İşini Sevmek Ne Demektir?

İşini sevmek çoğu zaman yanlış anlaşılır. Birçok kişi bunu sürekli keyif almak, hiç zorlanmamak ya da her gün yüksek motivasyonla çalışmak sanır. Oysa mesele bundan daha derindir.

Paul Graham, “How to Do What You Love” yazısında sevdiğin işi yapmayı sadece keyifli bir kariyer tercihi olarak görmez. Ona göre mesele, insanın enerjisini, merakını ve üretme isteğini nereye verdiğidir.

Bu bakış önemli. Çünkü iş, hayatımızda sadece para kazandığımız bir alan değildir. Zamanımızı, dikkatimizi, zihinsel enerjimizi ve çoğu zaman kimlik algımızı da şekillendirir.

Bu yüzden “İşimi seviyor muyum?” sorusu aslında biraz da şudur:

“Bu iş beni kendime yaklaştırıyor mu, yoksa benden uzaklaştırıyor mu?”

İşinin bazı anlarından sıkılman, bazı insanlarla zorlanman ya da dönem dönem motivasyonunun düşmesi tek başına yanlış yerde olduğun anlamına gelmez.

Ama burada önemli bir ayrım vardır:

Yorgunluk başka bir şeydir, anlamsızlık başka bir şey.

Yorgunluk dinlenmeyle hafifleyebilir. Anlamsızlık ise insanın içini daha derinden boşaltır.

Bu yüzden kendine yalnızca “Mutlu muyum?” diye sormak yetmeyebilir. Daha derin sorulara ihtiyaç vardır:

Bu iş bana iyi geliyor mu?
Bu iş kendimi geliştirmeme alan açıyor mu?
Yaptığım şeyin bir anlamı olduğunu hissediyor muyum?

İşini Sevdiğini Gösteren 5 İşaret

İşini sevdiğini anlamanın tek bir ölçüsü yoktur. Ama bazı işaretler, kariyerinle kurduğun bağ hakkında güçlü ipuçları verir.

1. Yorulsan da anlam duygusu tamamen kaybolmuyorsa

Sevdiğin iş seni de yorabilir. Yoğun dönemler, fazla sorumluluklar ya da duygusal yükler işin bir parçası olabilir.

Ama tüm bunlara rağmen içeride hâlâ bir anlam duygusu kalıyorsa, orada dikkat etmeye değer bir bağ vardır.

Burada durup şu soruya bakabilirsin:

“Bu işi yaparken zaman zaman yorulsam da içimde bir anlam duygusu kalıyor mu?”

Cevabın evetse, işinle aranda hâlâ canlı bir temas olabilir.

2. Güçlü yönlerini kullanabiliyorsan

İnsan, güçlü yönlerini kullanabildiği işlerde daha canlı hisseder. Çünkü orada yalnızca görev yapmaz; kendinden bir şey katar.

Güçlü yönler sadece teknik beceriler değildir. Analitik düşünmek, insanlarla bağ kurmak, çözüm üretmek, organize etmek, yaratmak, öğretmek, dinlemek ya da strateji geliştirmek de güçlü yön olabilir.

Bu noktada iyi bir iç kontrol sorusu şu olabilir:

“Yaptığım işte güçlü yönlerimi gerçekten kullanabiliyor muyum?”

Eğer işin sürekli zayıf taraflarını telafi etmeye çalıştığın bir alana dönüştüyse, zamanla enerjin azalabilir.

3. Kendini ifade edebildiğin bir alan açıyorsa

İş elbette geçim sağlar. Bu çok değerlidir. Ama uzun vadeli kariyer doyumu için çoğu insan bundan fazlasına ihtiyaç duyar.

Kişi yaptığı işte fikrini, bakış açısını, değerlerini ya da üretme biçimini bir şekilde ortaya koymak ister.

Belki de burada asıl soru şudur:

“Bu iş bana sadece geçim mi sağlıyor, yoksa kendimi ifade edebildiğim bir alan da açıyor mu?”

Bazen küçük bir ifade alanı bile büyük fark yaratır. Bir projeye kendi yaklaşımını katmak, bir danışana gerçekten dokunmak ya da bir süreci iyileştirmek insana “Ben burada varım” hissi verir.

4. Ürettiğin şeyle ya da dokunduğun insanlarla bağ kurabiliyorsan

İşini sevmenin güçlü göstergelerinden biri, katkını görebilmektir.

Bu katkı bazen doğrudandır: Bir danışanın dönüşümüne tanıklık edersin, bir müşterinin işini kolaylaştırırsın, bir ekibin daha iyi çalışmasına destek olursun.

Bazen de daha dolaylıdır: Bir sistem kurarsın, bir süreci iyileştirirsin, bir fikrin gelişmesine katkı sağlarsın.

Temel soru şudur:

“Ürettiğim şeyle ya da dokunduğum insanlarla bağ kurabiliyor muyum?”

Bağ kuramadığımız işler zamanla mekanikleşir. Bağ kurabildiğimiz işler ise bizi daha derinden besler.

5. İşin içinde kendinden bir iz görebiliyorsan

İnsan sevdiği işte kendinden bir iz görür.

Bu iz bazen bir fikirde, bazen bir ilişkide, bazen bir çözümde, bazen de ortaya koyduğu emekte belirir.

Kendine sessizce şunu sorabilirsin:

“Bu işi yaparken kendimden bir iz görebiliyor muyum?”

Eğer uzun zamandır cevabın “hayır” ise, işinle kurduğun ilişkiyi yeniden düşünmen gerekebilir.

Başarılı Görünmekle İyi Hissetmek Aynı Şey Değildir

Kariyer yolculuklarında sık görülen iç çatışmalardan biri şudur:

Kişi dışarıdan başarılı görünür ama içeride iyi hissetmez.

İyi bir unvanı vardır. Deneyimlidir. Takdir edilir. Sorumluluk sahibidir. Çevresindekiler onun doğru yerde olduğunu düşünebilir.

Ama kendi içinde başka bir gerçek yaşar.

Bu noktada dürüst bir soru gerekir:

“Başarılı görünmekle gerçekten iyi hissetmek arasında bir fark var mı?”

Bir işte başarılı olmak, o işi sevdiğin anlamına her zaman gelmez. Bazen insan iyi yaptığı bir işin içinde kalır; çünkü orada güvenlik, alışkanlık, tanınmışlık ya da beklentiler vardır.

Ama kariyer yalnızca dışarıdan nasıl göründüğümüzle ilgili değildir. İçeride nasıl hissettiğimiz de en az o kadar önemlidir.

Bu Yolda İlerlerken Kim Oluyorsun?

Kariyer yalnızca hedeflerden oluşmaz. Aynı zamanda o hedeflere giderken dönüştüğümüz kişiyi de şekillendirir.

Bazı işler bizi büyütür. Daha cesur, daha üretken, daha yetkin ve daha açık biri yapar.

Bazı işler ise zamanla bizi kendimizden uzaklaştırır. Daha kaygılı, daha donuk, daha tepkisel ya da daha tükenmiş hale getirebilir.

Bu yüzden şu soru çok değerlidir:

“Bu yolda ilerlerken kim oluyorum?”

Belki işin sana hâlâ bir şey öğretiyordur. Belki sana güç katıyordur. Belki de uzun zamandır sadece dayanıyorsundur.

Aradaki farkı fark etmek, kariyerinde daha bilinçli kararlar almanın ilk adımıdır.

Değerlerinle Ne Kadar Uyumlusun?

Bir işin insanı içten içe yormasının en önemli nedenlerinden biri değer çatışmasıdır.

Senin için özgürlük önemliyse ama sürekli kontrol edildiğin bir ortamdaysan zorlanabilirsin.

Senin için adalet önemliyse ama çalıştığın yerde şeffaflık yoksa huzursuz hissedebilirsin.

Senin için gelişim önemliyse ama işin sana öğrenme alanı açmıyorsa sıkışmışlık yaşayabilirsin.

Kendine şu soruyu sor:

“Bugünkü kariyerim değerlerimle ne kadar uyumlu?”

Burada amaç hemen radikal bir karar vermek değildir. Önce mesafeyi görmektir. Çünkü insan neyin uyumsuz olduğunu fark etmeden neyi değiştireceğini bilemez.

İşini Sevmediğini Düşünüyorsan Hemen Bırakmalı mısın?

İnsan işini sevmediğini düşündüğünde çoğu zaman iki seçenek görür:

Kalmak ya da gitmek.

Oysa bazen üçüncü bir ihtimal vardır:

Yeniden tasarlamak.

Belki işi tamamen bırakman gerekmiyordur. Belki rolünü, sınırlarını, sorumluluklarını, çalışma biçimini ya da katkı alanını değiştirmen gerekiyordur.

Bu yüzden şu soru önemlidir:

“Bu işi bırakmadan önce neyi değiştirmem gerekirdi?”

Belki daha fazla özerkliğe ihtiyacın vardır. Belki güçlü yönlerini kullanabileceğin projelere yönelmelisin. Belki yöneticinle daha açık bir konuşma yapmalısın. Belki sınırlarını yeniden çizmelisin.

Her memnuniyetsizlik “hemen ayrıl” anlamına gelmez. Ama her memnuniyetsizliği görmezden gelmek de sağlıklı değildir.

Bazen mesele işi değiştirmek değil, işin içindeki yerini değiştirmektir.

Kendine Sorabileceğin Kariyer Soruları

İşini sevip sevmediğini anlamak için aşağıdaki soruları yazılı olarak yanıtlamayı deneyebilirsin:

  1. Bu işi yaparken yorulsam da içimde bir anlam duygusu kalıyor mu?
  2. Yaptığım işte güçlü yönlerimi kullanabiliyor muyum?
  3. Bu iş bana kendimi ifade edebileceğim bir alan açıyor mu?
  4. Ürettiğim şeyle ya da dokunduğum insanlarla bağ kurabiliyor muyum?
  5. Başarılı görünmekle gerçekten iyi hissetmek arasında bir fark var mı?
  6. Bu yolda ilerlerken kim oluyorum?
  7. Bugünkü kariyerim değerlerimle ne kadar uyumlu?
  8. Bu işi bırakmadan önce neyi değiştirmem gerekirdi?

Bu soruların amacı seni hemen bir karara zorlamak değil. Daha çok, kendi iç sesini duyman için alan açmak.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı yeni bir iş değildir; mevcut işiyle ilişkisini yeniden kurmaktır. Bazen cesur bir değişime ihtiyacı vardır. Bazen de yalnızca ne hissettiğini kendine itiraf etmeye.

İşinin İçinde Gerçekten Var mısın?

İşini sevdiğini anlamak için yalnızca mutlu olup olmadığına bakma.

Çünkü mutluluk dalgalanır. Motivasyon değişir. Enerji iner çıkar.

Daha derine bak.

Bu iş değerlerinle temas ediyor mu?
Güçlü yönlerini kullanmana izin veriyor mu?
Sana öğrenme, katkı ve ifade alanı açıyor mu?
Bu yolda ilerlerken dönüştüğün kişiden memnun musun?

Belki de asıl soru şudur:

“Ben bu işin içinde yalnızca çalışıyor muyum, yoksa gerçekten var mıyım?”

Bu sorunun cevabı hemen gelmeyebilir. Ama onu sormaya başlamak bile kariyerinde daha bilinçli bir yere geçtiğini gösterir.

Çünkü kariyerde en güçlü değişimler çoğu zaman büyük kararlarla değil, kendine sormaya cesaret ettiğin dürüst sorularla başlar.

İşini sevdiğini anlamak için yalnızca mutlu olup olmadığına değil; anlam, değerler, güçlü yönler ve kendinle kurduğun bağa bakmak gerekir.

- Neslihan Karaoğlu
  • Etiketler: