İş ilanlarına bakıyorsun. Birkaçını kaydediyorsun. Özgeçmişini güncellemeyi düşünüyorsun.
Sonra yoğun bir hafta başlıyor. “Şu proje bitsin” diyorsun. Ardından “Biraz daha bekleyeyim.”
Aylar geçiyor. İşindeki mutsuzluk sürüyor, ayrılma düşüncesi de seninle kalıyor.
Dışarıdan bakan biri için cevap kolay: “Madem mutsuzsun, neden başka bir iş bulmuyorsun?”
Senin içinse mesele o kadar basit değil. Çünkü ayrılmayı düşündüğünde yalnızca yeni bir iş arayışı başlamıyor. Gelirin, yıllarca emek verdiğin konumun, alıştığın düzen ve insanların senin hakkında ne düşüneceği de zihninde yer kaplıyor.
Belki bu yüzden bir yandan gitmek istiyor, diğer yandan kalmak için gerekçeler buluyorsun. Üstelik karar veremediğin için kendine de kızıyorsun.
Seni neyin tuttuğunu anlamadan kendini harekete geçmeye zorlamak, bu iç sıkışmayı daha da artırabilir.
O hâlde, yüksek sesle söylemekte zorlandığın dört sebebe biraz daha yakından bakalım.
1. Para: “Ayrılırsam yalnızca kendimi riske atmış olmayacağım.”
Maaşın senin için bir rakamdan fazlası olabilir. Ev kredisi, çocukların eğitimi, ailene verdiğin destek, beklenmedik bir masraf karşısında rahatça nefes alabilmek…
Bu sorumluluklar varken başka bir işe geçmenin belirsizliği ağır gelebilir.
“Ya aynı ücreti bulamazsam?”
“Ya yeni işim uzun sürmezse?”
“Ya kurduğum düzeni koruyamazsam?”
Bazen bu soruları dile getirmek bile zor olur. Sanki para için kalmak, kendi mutluluğuna yeterince önem vermediğin anlamına geliyormuş gibi.
Oysa maddi güvenliğe ihtiyaç duyman anlaşılır. Başkalarının sorumluluğunu da taşıyorsan, kararının etkilerini düşünmen doğal.
Burada kendine sorabileceğin soru şu:
“Bugünkü koşullarımda gerçekten hangi maddi riskleri taşıyorum, hangilerini ise henüz bilgi toplamadan varsayıyorum?”
Yeni bir iş bulmadan ayrılmakla, çalışırken seçeneklerini araştırmak aynı riskleri taşımaz. Başka bir kurumda benzer bir rolü değerlendirmekle, tamamen yeni bir alana geçmek de aynı hazırlığı gerektirmez.
Ayrılma düşüncesini tek ve büyük bir karar olarak gördüğünde, bütün olasılıklar birbirine karışabilir. İhtiyaç duyduğun koşulları somutlaştırmak ise hangi seçeneklerin bugün mümkün olduğunu görmene yardımcı olur.
Belki şu an kalman gerekiyor. Yine de bir geçiş için hazırlanmaya başlayabilirsin.
2. Kimlik: “Bu şirket ve bu unvan olmadan hâlâ aynı değere sahip olacak mıyım?”
Bulunduğun yere kolay gelmedin.
Yıllarca çalıştın. Sorumluluk aldın. Kendini kanıtladın. Belki özel hayatından zaman ayırdın, zor dönemleri atlattın, bugün sahip olduğun konum için çok emek verdin.
Şimdi ayrılmayı düşünmek, bütün bunlardan vazgeçmek gibi gelebilir.
Üstelik mesele yalnızca unvanın değil. Sözünün dinlenmesi, kararlarına güvenilmesi, “Bu konuyu ona soralım” denmesi de o rolün içinde.
Yeni bir yerde bunları yeniden kurmak gerekecek. Belki kendini yeniden anlatacak, becerilerini yeniden göstereceksin. Bu düşünce yorucu olabilir.
İçinden geçen ama söylemekte zorlandığın cümle şu olabilir:
“Burada kim olduğum belli. Başka bir yerde kendimi yeniden kanıtlamaya hazır mıyım?”
Bu kaygıyı küçümsemene gerek yok. Bir rolü bırakmak, alıştığın konumu ve ilişkileri de değiştirebilir. Ancak bugüne kadar geliştirdiğin beceriler, birikimin ve katkı üretme kapasiten seninle gelir.
Yıllarca verdiğin emek, yalnızca o kurumda kalmaya devam edersen değerli olmaz.
Şirketinin adını ve unvanını bir an için çıkar. İnsanlar hangi konuda sana güvenir? Hangi sorunları çözersin? İşine nasıl bir yaklaşım getirirsin?
Bu soruların cevapları, yeni bir ortamda yanında götüreceğin güçlü yönlerini görünür kılar.
3. Bilinmezlik: “Burada neye dayanacağımı biliyorum. Ya yeni yerde?”
Mevcut işinin zorluklarını tanıyorsun.
Yöneticinin hangi konularda baskı kuracağını, hangi toplantının uzayacağını, kimden destek isteyebileceğini, ne zaman sessiz kalmayı tercih edeceğini biliyorsun.
Bu düzen seni yoruyor olabilir. Ama içinde nasıl hareket edeceğini öğrendin.
Yeni bir işte ise henüz bilmediğin çok şey var: yönetici, ekip, beklentiler, çalışma kültürü… İş görüşmesinde anlatılanlarla günlük deneyimin ne kadar örtüşeceği de belirsiz.
Dolayısıyla “Ya daha kötü olursa?” sorusu anlaşılır.
Ancak karar vermek için bütün belirsizliklerin ortadan kalkmasını bekliyorsan, bekleyişin uzayabilir. Bunun yerine, senin için önemli konularda daha fazla bilgi toplamayı deneyebilirsin.
Örneğin “Çalışma ortamınız nasıl?” sorusuyla yetinmek yerine şunları sorabilirsin:
- Bu rolde başarı hangi ölçütlerle değerlendiriliyor?
- İş yükü arttığında öncelikler nasıl belirleniyor?
- Yönetici, ekibine nasıl geri bildirim veriyor?
Mevcut işinde seni zorlayan deneyimler, yeni bir yerde neleri araştırman gerektiğine dair ipuçları verebilir.
“Buradan uzaklaşmak istiyorum” düşüncesine, “Nasıl bir yerde çalışmak istiyorum?” sorusunu eklediğinde arayışın daha belirgin bir yön kazanır.
4. “Nankör” görünme korkusu: “Gitmek istemeye hakkım var mı?”
Belki yöneticin sana bir fırsat verdi. Zor bir döneminde destek oldu. Kurumun gelişimine yatırım yaptı. Ekibinle güçlü bağlar kurdun.
Bunları hatırladığında ayrılmayı düşünmek bile suçluluk yaratabilir.
“Bana bu kadar güvendiler.”
“Şimdi gidersem onları yarı yolda bırakmış olur muyum?”
“Bencil olduğumu düşünürler mi?”
Bir de çevrenden gelen cümleler var:
“İyi bir maaşın var, daha ne istiyorsun?”
“İnsanlar senin yerinde olmak ister.”
“Bu kadar imkân bulmuşken kıymetini bil.”
Zamanla kendi mutsuzluğunu savunmak zorunda hissedebilirsin. Sanki farklı bir şey istemek için önce yeterince kötü koşullarda olduğunu kanıtlaman gerekiyormuş gibi.
Oysa bir işin sana kazandırdıkları ile bugün seni zorlayan tarafları aynı anda var olabilir. Aldığın desteğe minnet duyabilir ve artık başka bir kariyer yönü isteyebilirsin.
Bir yerde daha önce mutlu olmuş olman, orada hep kalmak zorunda olduğun anlamına gelmez.
Ayrılma kararında ilişkinin nasıl sürdürüleceğini, sorumlulukların nasıl devredileceğini düşünmek de mümkün. İnsanlara duyduğun saygıyla kendi ihtiyaçlarını gözetmek bir arada olabilir.
Kendine şu soruyu sor:
“Başkalarının hayal kırıklığını önlemek için kendi ihtiyacımı ne kadar süredir erteliyorum?”
Bugün karar vermek zorunda değilsin. Ama kendini dinlemeye başlayabilirsin.
Bu dört sebebin birkaçı aynı anda seni etkiliyor olabilir. Maddi koşulların gerçekten sınırlayıcı olabilir; aynı zamanda unvanını kaybetmekten veya insanları hayal kırıklığına uğratmaktan çekiniyor olabilirsin.
Bunları fark etmek, hemen istifa etmen gerektiği anlamına gelmez. Kalmak da koşullarını ve önceliklerini gözeten bilinçli bir tercih olabilir.
Kendine şu üç soruyla biraz alan açabilirsin:
Bu işte beni en çok ne zorluyor? Kalabilmem için neyin değişmesine ihtiyaç duyuyorum? Bu değişim gerçekleşmezse hangi seçenekleri araştırabilirim?
Cevaplarını yazdıktan sonra, bu hafta atabileceğin küçük bir adım seç. Özgeçmişini güncellemek, mevcut rolündeki bir ihtiyacı yöneticinle konuşmak veya ilgini çeken bir çalışma alanını araştırmak olabilir.
Böylece ayrılma düşüncesi, zihninde dönüp duran bir sorudan üzerinde çalışabildiğin bir sürece dönüşmeye başlar.
Kariyer koçluğunda güçlü yönlerini, değerlerini ve önceliklerini birlikte ele alarak seçeneklerini değerlendirebilir, koşullarına uygun bir yol haritası oluşturabiliriz.
Şu an seni bulunduğun işte tutan ne? Ve bu konuda kendin için atabileceğin ilk adım hangisi?
Bu sorular üzerinde birlikte çalışmak istersen benimle iletişime geçebilirsin.
İşinde mutsuz olduğun hâlde ayrılmak neden bu kadar zor? Para, kimlik, bilinmezlik ve nankör görünme korkusu kararını etkiliyor olabilir. Seni bulunduğun yerde tutan dört sebebe yakından bak.
- Neslihan Karaoğlu